Ana sayfa Öğren

Vegan 101: Bitkiler De Acı Çeker

2810
0
PAYLAŞ

Sık sık karşılaştığımız bir soru; ”Bitkilerin de canı var, onlar da canlı ama onları yiyorsun?” sorusudur. Bitkilerin de canlı olduğunu reddeden herhangi bir vegan göremezsiniz. Bu yüzden ikinci soru şu olur, ‘‘hayvanların yaşam hakkını savunurken bitkileri öldürmek sizce ne kadar tutarlı?”

Gelelim bu sorunun cevabına, ben çok saçma bir konu vs. diyerek başlamayacağım açıklamaya. Öncelikle veganizm nedir onu açıklayacağım bir kez daha. Vegan Society kurucusu Donald Watson’ın tanımıyla: “Veganlık hayvanlar alemine dair sömürü ve zulmün tüm biçimlerini dışlamanın ve yaşamı gözetmenin yoludur. Et, balık, kümes hayvanı, yumurta, bal, hayvansal süt ve türevlerini dışlayıp bitkiler aleminin ürünleriyle yaşamayı ve tamamen ya da kısmen hayvanlardan üretilen tüm ticari malların alternatiflerini kullanmak şeklinde pratiğe dökülür.’’(1)

Konu bitkilere gelmeden önce bu soru ile kafası karışanlar için önerim, endüstriyel hayvancılık, yumurta endüstrisi ve süt endüstrisi üzerine kısa bilgiler toplamalarıdır. Eminim, insanoğlunun hayvanları ne şartlar altında ürettiği, yaşamaya mahkum ettiği ve öldürdüğüne dair birçok tarafsız bilgi ve kayıt bulacaksınız.

Vegan olmamızın tek sebebi hayvanların ölmesi değildir, ölene kadar yaşamak zorunda kaldıkları yaşam, tutsak olmaları ve insanlar tarafından sömürülmeleri, ayrıca tüm bu sürecin çevre üzerine etkisi, sağlık üzerine etkisi gibi bütüncül bir bakış açısı vardır. Çıkış noktamız etik kaygılardır. Sömürülen hayvanlar için duyduğumuz etik kaygılar, yaptığımız seçimlerin hem hayvanlar hem de doğa üzerindeki etkileri gibi.

Çoğunluğun dalga geçmek, vicdanını rahatlatmak amacıyla yönelttiği bu tartışma konusunda neden veganların sinirlenerek cevap verdiklerine de kısacık değinmek isterim(henüz bitkiler de acı çekiyor vs kısımlarına gelmedim). Öncelikle endüstriyel hayvancılıkta kullanılan yeşil alan ve hayvanların tükettiği bitki miktarına baktığınızda, insanların tükettiği miktar ile kıyaslanamayacak boyutlarda olduğunu söylemek gerekiyor. Ayrıca karbon ayak izine baktığımızda, et yiyen bireyin karbon ayak izi 3.3 ton sera gazı ile ifade edilirken vegan bireyin ayak izi ise 1,5 ton ile ifade ediliyor. Vegan beslenme en az karbon ayakizine sahip beslenme biçimidir.

Yani tabağınızdaki etin yanında patatesinizi de yerken, karşınızdaki vegan bireye bitkilerinde canı var, onların da yaşam hakkı var dediğinizde amacınızın gerçekten tartışmak ya da düşüncenizi dile getirmek olmadığı açıkça belli oluyor. Bu da bizi kırıyor doğal olarak. Bu yüzden bazı veganlar çok sinirli, agresif olarak etiketleniyor. İşin en acısı bu soruyu soran ilk kişi muhtemelen siz değilsiniz ve bizler de sinirlenebiliyoruz.

Soruya dönersek, bildiğimiz bitkilerin hayvanlar ve insanlardakine benzer sinir hücrelerinin olmadığı. E söylemeye gerek yok bitkilerin beyni de yok.

Bu demek değil ki bitkiler uyaranlara cevap vermiyor, elbetteki veriyorlar, güneşe yöneliyorlar, elektrik sinyalleri üretebiliyorlar hatta dopamin, serotonin gibi nörotransmiterler üretebiliyorlar. Ama hayvanlardaki gibi bir merkezi sinir sistemleri ve acı reseptörleri yok. Henüz bitkilerin acıyı hissedebildiğini ispatlayan güvenilir bilimsel çalışmalar yok.

Bu konuda bazı bilim adamları bitkilerin acıyı hissedebileceğini söylerken bir kısmı da bunun bir mit olduğu görüşünde. Bitkiler acıyı uyaran olarak algılasalar bile onu hayvanlardaki gibi acıyı hissetmeye dönüştürecek bir donanımları yok. Yani şu anki bilgimiz dahilinde, domatesi kopardığımız zaman kaçma dürtüleri yok.

Yine de bu konuda henüz kesin veriler yok ve ben de bilim dünyası bir karara varmamışken çıkıp bitkiler kesinlikle acıyı hissetmez demiyorum. Şu anki veriler dahilinde, bizim bildiğimiz anlamda acıyı hissettiklerine dair bir veri elimizde yok diyorum. Gelecekte olabilir ya da aksi ispat edilebilir.

Fakat bildiğimiz birşey var ki, bitkiler bizden kaçmaya çalışmıyor, onları bahçemize dikmekle, yavru buzağıları doğar doğmaz annelerinden ayırmak, dişi inekleri defalarca tecavüz askıları kullanarak(literatürde rape rack diye geçiyor veganların uydurduğu bir terim değil malesef) kullanarak hamile bırakmak, civcivlerin gagalarını kesip, dağlamak arasında vicdani yönden fark olduğunu düşünüyorum. Veganların derdi hayvan sömürüsüyle. Şu an için böyle.

Güncel olarak neler oluyor, palm yağı endüstrisinin kirli yüzü ortaya çıktığından beri palm yağı içeren ürünleri kullanmıyoruz. Duyarlıyız. Davranışlarımızın sorumluluğunu alıyoruz.

Eğer bu soru gerçekten merak için ya da bitkilerin acı çektiğine inanıldığı için sorulmuşsa verebileceğim en akılcı yanıt sanırım böyle düşünen kişinin  vegan olması olacaktır. Sizin yiyeceğinizden çok daha fazla bitki tüketen hayvanı yemek yerine daha az miktarda bitkiyi direk olarak tüketmek daha az canlının zarar görmesi ve daha çok kişinin karnını doyurabilmesi demektir.

Aslı Aydoğdu

Kaynaklar:

  1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Veganl%C4%B1k
  2. https://en.wikipedia.org/wiki/Plant_perception_(paranormal)
  3. https://www.vice.com/en_us/article/we-asked-a-botanist-how-sure-science-is-that-plants-cant-feel-pain-302
  4. http://science.howstuffworks.com/life/botany/plants-feel-pain.htm
  5. https://www.pri.org/stories/2014-01-09/new-research-plant-intelligence-may-forever-change-how-you-think-about-plants
PAYLAŞ

Siz ne düşünüyorsunuz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.