Ana sayfa Gündem

Hayvan Deneyleri Son Bulmalı

300
0
PAYLAŞ

M.Ö. 400’lerden beri süregelen hayvan deneyleri, içinde bulunduğumuz bilgi çağında daha akılcı, efektif ve etik alternatifleri ile yer değiştiriyor.

Bu yazıdaki amacımız, bilimsel veriler ışığında, konuyu gereklilik, yeterlilik, ekonomik koşullar ve etik açıdan tarafsız olarak masaya yatırarak, alternatifleri ile birlikte bilgilerinize sunmaktır.

Günümüzde hayvan deneyleri, tıp alanında eğitim ve araştırmalarda, kozmetik sanayinde, silah, ilaç, gıda maddesi testlerinde, tarım alanında ve hatta psikilojik testler için yapılmaya devam ediyor. Güncel verilere göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 125milyon hayvan, araştırmalar için kullanılmakta.

Bilgi çağı ile birlikte, dünyanın bir ucundan diğer ucuna saniyeler içerisinde bilgi aktarabiliyor, global imza kampanyaları başlatabiliyor ve en önemlisi her türlü uygulamadan haberdar olabiliyoruz. Bilgi çağında yaşayan insanoğlu, ekolojik ayak izini hesaplayan, doğaya karşı sorumluluklarını bilen, araştıran ve harekete geçen bireyler olarak, dünya genelinde, devam etmekte olan hayvan deneylerine karşı, artan bilinçle birlikte bir direniş hareketi de başlattı.

Gelişen teknoloji ve yapılan bunca deneye rağmen çözüm bulunamayan birçok hastalık mevcut ve gün geçtikçe hayvan deneylerinin yarardan çok zarar verdiği görüşünde olan bilim adamlarının sayısı artmakta. Buna karşın, hala hayvan deneylerinin alternatifi olmadığı, geçerli sonuçlar alındığını savunan bir kesim de mevcut.

Öncelikle, hayvan deneylerinin ne kadar başarılı sonuçlar vermekte olduğuna bir göz atalım;

İnsanları etkileyen hastalıkların, %2’den de daha azı, hayvanları da etkileyebilmektedir. Geri kalan %98’lik bölüm hayvanlar üzerinde etkili değil.

Su, bazı vitaminler, bitkisel yağlar, içme suları ve oksijen gibi insanlar için güvenli olan 1000’ den fazla madde, deney hayvanlarında, hasarlı doğumlara yol açmakta.

Hayvanlarda başarılı sonuç alan 33 HIV aşısı, 33 omurga hasar ilacı ve kalp krizi tedavisi için 700 den fazla yöntemin hiçbiri insanlar üzerinde başarılı olamamıştır.

Sigara kullanımına bağlı akciger kanseri ve kalp hastalıkları gibi sık görülen iki hastalık da laboratuar hayvanlarında oluşturulamamakta. İnsanlarda kanser oluşumuna sebep olan etkenlere ait, fareler üzerinde yapılan çalışmaların doğruluk oranı ise sadece %37 olarak belirtilmiş. Yani yazı tura atmak bile daha anlamlı olarak kabul edilebilir.

Kanser çalışmalarında en çok kullanılan hayvanlardan olan sıçanlar ise insanlarda karşılaşılan ve membranları etkileyen karsinomayı geliştirmiyor, sıçanlar bağ doku ve kemikleri etkileyen sarkomayı geliştiriyorlar.

Ve İlaçlar…

Hayvan deneylerinden başarıyla geçen ilaçların %92’si, insanlar üzerinde denenmeye başladığında başarısız olmakta. Bu ilaçlar insanlar üzerinde etkisiz ya da tehlikeli olabiliyor.

Hayvanlarda gözlenen yan etkilerin %75’i insanlarda görülmezken, insanlarda görülen yan etkilerin yarıdan fazlası hayvanlarda gözlenmiyor.

Amerika’da her yıl 106.000 kişi, tıbbı ilaçlara karşı gelişen reaksiyon sonucu hayatını kaybederken, İngiltere’ de ise 70.000 kişi hayatını kaybediyor ya da ciddi hasarlar ile hayatını devam ettirmek durumunda kalıyor.

Asıl şaşırtıcı olan ise bu ilaçların hepsinin daha öncesinde hayvan deneylerini başarıyla geçmiş olmaları.

Fakat bilanço bununla da sınırlı değil, ölü doğumların %88’i ve hasarlı doğumların %61’inin sorumlusu yine hayvan deneylerinden geçmiş ilaçlar. İngiltere, Lordlar Kamarası’nda ilaçlara karşı gelişen beklenmedik reaksiyonların, neden kanserden fazla can almakta olduğu sorguluyor.

Bu sayılan başarısızlıklar ise buzdağının görünen kısmını oluşturuyor.

1979 yılında, bir diüretik olan Selacryn, karaciğer yetmezliğine bağlı olarak 24 kişinin ölümüne yol açtı. Hayvan deneylerinde böyle bir bulguya rastlanmamıştı.

1993 yılında, Hepatit B virüsüne karşı geliştirilen Fialuridine de diğerleri gibi hayvan deneylerinden geçmişti. 15 gönüllü üzerinde yapılan klinik çalışmada, hastalardan beşi karaciğer yetmezliğine bağlı olarak hayatını kaybederken, iki hastaya da karaciğer nakli yapıldı.

Primatlar üzerinde denenmiş ve başarılı sonuçlar alınmış olan, monoklonal antikor TGN1412, kan kanseri ve romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılması amaçlanan bir ilaçtı. 2006 yılında, İngiltere’ de 8 gönüllünün bulunduğu bir grup hastaya uygulandı. Bu hastalardan 6’ sına, primatlara verilen dozun 1/500’ü uygulanırken diğer iki katılımcıya placebo verildi. Tam bir trajedi ile karşılaşıldı. Uygulamanın ardından, kısa süre içinde, 6 katılımcıda da çoklu organ yetmezliği, solunum yetmezliği  ve yaygın damar içi pıhtılaşması gelişti. 6 katılımcı da böbrek yetmezliğine bağlı olarak diyalize girdi. Bir katılımcının kafası o kadar şişmişti ki, fil adam benzetmeleri yapıldı. 20 yaşındaki 6. hasta ise en zor atlatan oldu, zattüre, kalp, böbrek ve karaciğer yetmezliği gelişti, iskemiye bağlı olarak el ve ayak parmaklarından kayıplar oldu. Hastaların hepsi çok ciddi hayati tehlike geçirdiler.

Bir kalp ilacı olan Eraldin’in insanlarda körlük ve ölüme yol açtığı ortaya çıktı. 23 kişi hayatını kaybetti.

Artrit ilacı Zomax, 14 kişinin ölümüne yol açtı.

Hiperaktif bozuklukta, dikkat eksikliğini düzeltmek için geliştirilen Cylert, 13 çocukta karaciğer yetmezliği, 11 çocukta ise karaciğer nakli ve ölüme sebep oldu.

Maalesef bu listeye eklemeler yapmak mümkün! Ve evet, bu ilaçların hepsi defalarca hayvanlar üzerinde denenmişti, hem de çok daha yüksek dozlar verilerek!

Roswell Park Memorial, Kanser Araştırma Enstitüsü’nde 24 yıl biyoistatistik direktörlüğü yaptıktan sonra emekli olan Irwin Bross: ‘’ Hayvan deneyleri ile her şeyi kanıtlayabileceğiniz, deneyimli halk sağlığı uzmanları tarafından iyi bilinen bir gerçektir. Bunu mümkün kılan, bir çok hayvan deney sistemi olması ve her systemin farklı sonuçlar verebilmesidir’’ diyor.

Genetik alanındaki gelişmeler, insanlar arasındaki göze çarpmayan genetik farklılıkların bile hastalık riskini, sürecini ve tedaviye verilecek yanıtı etkilediğini ortaya çıkarmış bulunuyor. Hayvanlar ile ortak genetik materyallere sahip olsak da, aramızdaki farklılıklar, deney sonuçlarının, insanlara uygun sonuçlar vermesine engel olmakta.

Hayvanlar Açısından

Deney hayvanları, hem deney aşamasında hem de tutsak edildikleri laboratuar ortamında çile çekiyorlar. Tüm bunlara ek olarak, çoğu doğar doğmaz anneden ayrılıyor, sosyal ilişkiler kuramıyor, çoğu zaman yaşamları boyunca hiç gün ışığı göremeden, acı içerisinde hayata veda ediyorlar.

Deneyde kullanılan hayvanlar, zorla besleme, toksik ilaçlar, kimyasal maddeler, yanıklar, biyopsiler, susuzluk, açlık, travmatik yaralar, cerrahi müdehaleler gibi süreçlere defalarca maruz kalıyorlar. Bunun dışında, yapay kalp krizleri geçirtilen maymunlar ve domuzlar, yanık çalışmaları, öğrenilmiş çaresizlik deneyleri de denen, primatlar ve diğer hayvanları, elektrik şoku vererek, bayılana kadar yüzdürerek, kuyruklarından asarak, uyarana tepkisiz kalana kadar bu işkencelere devam edilmesi gibi daha birçok deneye maruz kalıyorlar.

Bu hayvanların çoğu, camsız odalarda, küçücük kafesler içinde muhafaza ediliyor. Bizzat karşılaştığım bir görüntü, içinde ölü fareler ile canlıların bir arada bulunduğu tel kafeslerdi. Farelerin durmaksızın kendilerini kafesin içinde bir uçtan bir uca çarptıklarına şahit olmuştum. Beynime kazınmış bir diğer görüntü ise, enjeksiyon sırasında veteriner hekimin elinden kurtulan bir sıçana ait. O buz gibi metal masanın üzerinde dişlerini takır takır birbirine vurup kendini korumaya çalışmış, fakat beklenen sondan kaçamamıştı. Ben de temel bilimlerde eğitim aldığım esnada, bunları gözlemlemek zorunda kalmıştım.

Bir çok üniversitenin, deney hayvanları araştırma ve uygulama merkezi bulunuyor.. Belirtmek gerekir ki, deney hayvanları ile çalışmak için, üzerine para ödeyerek, deney hayvanları kullanım sertifikası almanız gerekiyor. Tüm bunları kaldıramadığım için filmin devamı bende yok fakat neler olduğunu artık hepimiz tahmin edebiliyoruzdur sanırım.

Ve Alternatifler

Günümüzde hayvan deneylerine alternatif olabilecek bir çok metod mevcut ve hala geliştirilmeye devam ediyor.

Hücre ve Doku Kültürleri: Laboratuarlarda bir veya daha fazla insan hücresinden, iki ve üç boyutlu modeller üretilebiliyor. En büyük avantajı, insana ait hücre ve dokular ile çalışma imkanı sunarak daha kesin sonuçlar alınabilmesi ve birçok hücre tipi ile uygulanabilmesi.  Örneğin, insana ait birkaç cilt hücresi ile üretilen bir cilt dokusunda, herhangi bir kimyasalın, cilt üzerinde irritasyon yapma olasılığı saptanabiliyor.

Mikrofizyolojik Sistemler:

Çipin üzerindeki insan modelleri, ufak bir silicon çip üzerine yerleştirilen, küçük miktardaki hücrelerden oluşuyor. Genellikle farklı hücre tipleri içeren birkaç çip birbirine bağlanarak, bilim adamlarına mini organların birbiri ile nasıl bir etkileşim ve haberleşme içersinde bulunduklarını gözlemleme şansı sunuyorlar.

Bazı sistemlere hücre fonksiyonu açısından önemli mekanik güçler de eklenebiliyor. Buna örnek olarak, Harvard Üniversitesi’nde yapılan ve nefes alıp verme ile gerçekleşen hareketi taklit edebilen çipin üzerindeki akciger gösterilebilir.

Çok Sayıda Bileşeni Aynı Anda İzleyebilme:

Bu sistem kullanılarak, çok kısa sürede birçok test yapılabiliyor.

Moleküler düzeyde, bir kimyasalın DNA’ya bağlanıp bağlanmadığı ya da östrojen reseptörlerini uyarıp uyarmadığı gibi kimyasal aktiviteleri test edebiliyor.

ABD, Ulusal Sağlık Enstitüsü(NIH), Gıda ve İlaç İdaresi(FDA)’nın da içlerinde bulunduğu kuruluşların ortak projesi olan Tox21 – 21. Yuzyılda Toksoloji adlı robot, her gün, binlerce farklı kimyasalı toksite potansiyeline göre analiz ediyor. Tox21’in en önemli özelliği ise çok kısa sürede binlerce kimyasalı detaylı olarak analiz edebilmesi. Hedeflerinin başında ise hayvan deneylerine bağımlılığı ortadan kaldırabilmek bulunuyor. Bilim adamları şu an doğada bulunan kimyasallar ve onaylanmış ilaçları da içeren 10000 bileşeni detaylı olarak araştırıyorlar.

Tox21, şu an bir günde, geçmiş 20-30 yıl boyunca hayvanlar üzerinde denenenden daha fazla kimyasalı test edebiliyor.

Bilgisayar Modelleme:

 Gelişimsel toksikoloji çalışmaları başta olmak üzere, kayıtlı yüzlerce kimyasala ait veriye ulaşılıp, analiz edilerek yeni bir kimyasal nasıl etki edebileceği üzerine çalışmalar yapılabiliyor.

Mikrodoz Uygulamaları:

İnsanlarda, çok düşük dozlarda ilaç vererek, etkilerini tüm vücutta değil de hücresel boyutlarda gözlemlemeyi amaçlayan bir uygulamadır.

Bu sayılan maddeler dışında, eğitimde insana benzer yapıda robotlar da kullanılmaya başlandı. Ayrıca mekanik testler için de, insan yapısına benzer robotlar kullanarak, gerçekte alınacak sonuca daha yakın veriler elde edilmektedir. Alternatif deney yöntemleri bunlarla sınırlı olmayıp, her geçen gün bu deneylere yenileri eklenmekte ve deneyler geliştirilmektedir.

Peki neden hala deneylerde hayvanlar kullanılıyor? En temel sebeplerinden biri, en başta belirtmiş olduğumuz gibi bu deneyler 2400 yıldır uygulanıyor, metodlar, veriler önceki çalışmalar, hocalarımızın tezleri hep bu şekilde yapılmış. Değişim ise beraberinde her zaman direnç getirmiştir. Hayvan deneylerinin güvenilir olmadığı bilinse de, eninde sonunda asıl denek insanlar da olsa süregelen sistemi devam ettirmek bazı açılardan daha kolay. Henüz yeni yöntemler ile yer değiştirmeleri konusunda bir yasal düzenleme de yok. Hayvan deneyleri endustrisi dünya genelinde milyar dolarlık bir sektör ve doğal olarak tüm kısıtlamalarına ve tehlikelerine ragmen kullanılmaya ve savunulmaya devam ediyor.

Araştırmalar, testler ve eğitimde kullanabileceğimiz, daha güvenli ve sağlıklı yöntemler olduğuna göre, zamanı dolmuş, yetersiz ve zalimce uygulamaları geride bırakmanın vakti geldi de geçiyor bile!

Not: Görselleri seçerken çok zorlandım, olayı tüm gerçekliğiyle yansıtan fotoğraflara bakmak çok zor, kulaklarınızda çığlıklar duyuyorsunuz. 

Aslı Aydoğdu

Kaynaklar:

  1. https://www.theguardian.com/society/2007/feb/17/health.lifeandhealthhttps://
  2. www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2964774/
  3. http://www.nytimes.com/2016/09/04/opinion/sunday/second-thoughts-of-an-animal-researcher.html?smid=tw-share&_r=0
  4. http://www.pcrm.org/sites/default/files/pdfs/research/research/Problems-Associated-with-Animal-Experimentation.pdfhttp://
  5. www.ncats.nih.gov/tox21/abouthttp://ec.europa.eu/growth/sectors/cosmetics/animal-testing_en
PAYLAŞ

Siz ne düşünüyorsunuz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.