Ana sayfa Keşfet

Vegan 101: Süt Gerçeği

1214
0
PAYLAŞ

Günümüzde birçok insan, hatta vejetaryenlerin bir kısmı süt ve süt ürünlerini tüketmekte bir sakınca görmüyor. Bu ürünlerin üretim sürecinde herhangi bir canlının ölmediğini düşünüyorlar. Fakat gerçekler acımasız ve gözümüzün önünde olduğu halde görmeyi, duymayı, düşünmeyi reddediyoruz.

E hayat zaten zor, bir de bunları düşünüp rahatsız mı olalım diyenler de olabiliyor. Evet maalesef, adil ve yaşanabilir bir dünya istiyorsak, her birimiz adımlarımızı düşünerek atmalıyız.

Çiftliklerde, inekler periyodik olarak suni tohumlama dedikleri yöntemle hamile bırakılıyor, bu işlem boğadan alınan spermin aletlerle ineğe yerleştirilmesi ile gerçekleştiriliyor. Hamilelikler arasında ortalama 60 gün bırakılmasını tavsiye ediyorlar. Bu yolla yaşam süreleri boyunca periyodik olarak hamile bırakılan inekler, normal koşullarda 25 yıl yaşayabilecekken stres dolu ve acı içinde ortalama 4-5 yıl yaşayabiliyorlar.

Sevgili anneler (anne sözcüğünü tamamen empati yeteneğinizi tetiklemek için kullanıyorum), bu inek anneler doğumdan sonra yavrularından koparılıyor, yavruların erkek olanları etleri için kesilirken, dişi olanlar da anneleri ile aynı kaderi paylaşıyorlar. Bu ineklerin normalden 10 kat fazla süt verebilmeleri için genetik yapıları ile oynanıyor.

Daha önce hiç aklımıza gelmemiş de olabilir biz yine de yazalım: İnekler yavrularını beslemek için süt salgılıyorlar, tüm memelilerde ve biz insanlarda olduğu gibi. İnekler de acıyı hissedebiliyor, empati yapabiliyor, yavrularının ardından koşuyor, ayrılınca depresyona giriyor ve yaşamları boyunca bitmeyen döngüsel bir kabusu yaşıyorlar.

Süt salgılamaları için doğum yapmaları gerekiyor, doğum yapmaları için periyodik olarak suni tohumlamaya maruz kalıyorlar. Bu işlem için tecavüz askısı denilen bir alet kullanılıyor. Bu alet, deneylerde kullanılan maymunlar üzerinde de kullanılıyor.

İnekler tecavüz askısına alınıp, hareketleri kısıtlandıktan sonra, spermleri yerleştirecek olan kişi kolunu ineğin rektumuna sokarak uterusunun pozisyonunu ayarlıyor ve spermi taşıyan metal aleti de vajinasından sokarak suni tohumlama adını verdikleri süreci gerçekleştirmiş oluyorlar. Bu işlem bir insana yapılsa tecavüz denecekken, insan dışında bir canlıya yapılınca suni tohumlama adını alıyor.

Tekrar ediyorum, inekler de acıyı hissediyor, empati yapabiliyor, sevildiklerini hissediyor ve yavrularını seviyorlar. Anne oluyorlar yani! Annelik sadece bizim türümüze özgü değil, onlar da yavrularını beslemek için süt salgılıyor, yavrularını yalıyor sevgi gösteriyorlar.

Doğumdan sonra hemen yanlarından alınan yavrulardan dişi olanlar anneleri ile aynı kaderi paylaşırken, erkek yavrular süt danası, buzağı eti olmak üzere ayrı bir kafese alınıyor. Bu kafes öyle bir kafes ki yavrunun içerisinde yürümesi, hareketleri oldukça kısıtlanacak şekilde tasarlanmış. Bu şekilde kaslarının gelişmesi engellenmiş oluyor. Genelde bu kafeslerde kendi pisliği içerisinde yatıyor yavru, bu süreçte sentetik bir sıvı ile besleniyor. Böylece aldığınız ve tükettiğiniz her süt ve süt ürünü bu yavruların hiç sevgiyi hissetmeden geçen kısacık, ızdırap dolu hayatlara sahip olmalarına katkı sağlamış oluyor. Yani ama hayvanlar ölmüyor’un cevabı maalesef ölüyorlar oluyor. Böylece insanoğlu henüz birkaç aylık olan buzağıların yumuşak etlerine diş geçirip, ne kadar da lezzetli olduğundan bahsedebiliyorlar. Ardındaki acı ve vahşeti, tabağındakinin bir bebek bedeni olduğunu hiç aklına bile getirmiyor.

Peta’nın aşağıdaki videosu bir bardak sütün  hikayesini gözler önüne seriyor.

Ben de ilk gördüğümde inanamamış ve çeşitli firmalara e-postalar yazmış, organik sütün nasıl elde edildiğini sormuştum. Yetmemiş, köyde yaşayan insanlara sordurmuş ve aldığım cevaplar karşısında kanım donmuştu.

Peki tüm bunları neden görmüyoruz? Cevabı çok basit, mutlu inek, özgür inek kampanyaları için milyonlarca dolar harcanıyor, bu bir endüstri. Tabii ki süt ve süt ürünlerinin mutlu ve özgür hayvanlardan üretildiğini düşünmenizi istiyorlar.

Peki ya sağlık? Süt içmezsem kemiklerim güçsüz kalmaz mı?

Öyle bir algı var ki, çoğunluk, süt ve süt ürünü tüketmeden sağlıklı yaşamayacağına emin. Oysa ki doğada insan dışında hiçbir memeli, büyüdüğünde süt içmeye devam etmiyor. 30 yaşındaki bir insanın annesini emdiğini düşünebiliyor musunuz?  Neden belli bir süre sonra anne sütü bitiyor ve biz içmeyi bırakıyoruz? Peki neden başka bir canlının, bizden çok daha ağır olan yavrusunun gelişimi için salgıladığı sütü çalıp içiyoruz? Peki neden inek, keçi gibi hayvanların sütünü içerken, kedi veya köpeğin sütünü içmiyoruz?

Birçoğumuzun laktoz intoleransı var. Yani kısacası biz buzağı değiliz, inek de annemiz değil dolayısıyla vücutlarımız belli bir yaştan sonra sütü sindirmeye uygun tasarlanmamış. Çok az kişi sütü rahatlıkla sindirebiliyor bunun sebebi de uyum sağlamış olmalarından kaynaklanıyor. Sütü sindirebilmek demek ondan faydalanabilmek anlamına da gelmiyor.

Süt, tüketebileceğimiz hale getirilmek üzere, pastörize ve homojenize ediliyor ve kimyasal işlemlerden geçiyor. Bu süreçte de süt ve süt ürünlerindeki kalsiyumun vücudumuz tarafından emilimi için gerekli olan fosfataz enzimi parçalanıyor. Böylece sütten aldığımız kalsiyum, eklemlerimizde ve damarlarımızda birikerek, osteoporoz ve damar sertliğine yol açabiliyor.

İnek sütünün, insan sütünden 3 kat fazla kalsiyum içerdiği biliniyor ama bizler bu kalsiyumu absorbe edebilmek için magnezyuma da ihtiyaç duyuyoruz. Fakat süt ve süt ürünlerindeki kalsiyum-magnezyum miktarı, bitkilerdeki gibi değil. İnekler yeşillik yiyerek sağlam kemiklere sahip olabilirken, süt tüketen insanlar için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil.

İnek ya da kendi türümüzün dışındaki bir canlının sütünü tükettiğimizde vücudumuz asidik bir hale geçiyor ve asit baz dengesini koruyabilmek için vücut kemiklerdeki kalsiyumu çekiyor.

İnek sütünde iki tür protein bulunuyor, %80 oranında Kazein ve %20 oranında peynir altı suyu proteini dediğimiz whey protein. Kazein bizler için pek masum bir protein değil. Yavru ineğin annesini daha çok emmesini ve yanında durarak avcılardan korunmasına yarayan bir protein.

Kazeinin oldukça yavaş sindiriliyor olması da sindirim sistemi üzerinde zorlayıcı bir etken. Ama bunla da kalmıyor, sindirilmekte olan kazeinden, Casomorfinler açığa çıkıyor. China Study’nin yazarı Dr. T. Colin Campbell, casomorfinlerin bağımlılık yapıcı özelliklerine dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Süt ve süt ürünlerini tükettikten sonra açığa çıkan casomorfinler beyinde opiat reseptörlerine bağlanıyorlar ve süt ürünlerine karşı bir bağımlılık gelişmeye başlıyor. İşte bu yüzden, süt ve süt ürünlerinin ardındaki gerçeğe rağmen tüketme isteğiniz var ise sebebi bu bağımlılık olabilir.

Ayrıca kazeinin doza bağlı olarak prostat kanser hücrelerinin (PC-3 ve LNCaP) çoğalmasına yol açtığı belirlenmiş. Çalışmayı incelemek isterseniz tıklayın.

Meme kanserinin en önemli sebepleri arasında, hayvansal protein, yağ ve östrojenin bulunduğu biliniyor. Ve inek sütü bütün bunları içeriyor.

Daha sayabileceğimiz bir çok özelliği var ama sadece içerdiği vahşet ve temsil ettikleri bile sizi süt ve süt ürünlerinden uzak tutmaya yetecektir.

Unutmamalıyız ki bize ait olduğunu düşündüğümüz her düşünce ve inancın arkasında toplumsal bir inanç, ya da endüstriyel pembe yalanlar yatıyor. Kafamızı karıştıran, reklamlarda gördüğümüz beyaz önlüklü, Alp’lerdeki bilim adamları da olabilir ya da bizi yetiştirenlerin de onları yetiştirenlerden, onların da bir öncekilerden edindiği toplumsal inanç sistemleri olabilir.

Süt ve süt ürünleri konusunda hala soru işaretleriniz varsa mutlaka araştırın, karşınıza binlerce makale, binlerce video çıkacak. Üşenmeyin, firmalara, gıda mühendislerine süreçleri sorun. İzlemeye çalışın! Nasıl elde edildiğini bilmek istemediğiniz ya da görmeye katlanamadığınız bir şeyi tüketmek istiyorsanız hala bağımlısı olabilirsiniz. Kendinizi sorgulayın. Sonunda, kaybedecek değil ama kazanacak çok şeyimiz var.

Aslı Aydoğdu

Kaynaklar:

Torture and Infanticide: Why Vegans Don’t Eat Dairy

http://www.onegreenplanet.org/natural-health/casein-dairy-protein-and-your-health/

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25237656

http://www.peta.org/issues/animals-used-for-food/animals-used-food-factsheets/veal-byproduct-cruel-dairy-industry/

 

 

 

PAYLAŞ

Siz ne düşünüyorsunuz?